Menfi veya Müsbet Ne Demek? Bir Günün İçinde Duyduğum Bir Cümleyle Değişen Her Şey
İnsan hayatındaki bazı anlar vardır ki, bir kelimeyle her şeyin anlamı değişir. O anlarda, anlam yüklediğimiz her şey bir anda yerini başka bir duyguya bırakır. İşte o anlardan birinde, Kayseri’de eski bir kafede bir kahve içerken, öylesine bir cümle duyduğumda hayatımda bir şeyler kaydı. Menfi veya müsbet… Ne demekti bu? Hadi, biraz derinleşelim. Çünkü bu basit gibi görünen iki kelime, beni uzun bir süre düşündürdü.
Bir Sohbetin Ortasında, Aniden Yükselen Bir Soru
O gün, Kayseri’nin o sokaklarından birinde yürüyüp, kafemde arkadaşım Eda’yla buluşmuş, işlerin nasıl gittiğini, hayatın küçük ayrıntılarını konuşuyorduk. Benim için çok sıradan bir gündü aslında. O kadar sıradan ki, bir an durup hayal kırıklığımı fark ettim. “Ne olacak bu hayat?” diye içimden geçirdim. Ama sonra Eda’nın yüzünde, bana uzun zamandır görmediğim bir şey vardı: umut. O kadar netti ki, bu umut dolu bakış. Bu sıradan sohbet birden “hayat” gibi ciddi bir şeye dönüştü. O kadar çok şeyi konuşuyorduk ki, işin içine kelimeler, anlamlar, kararlar girmeye başladı. Bir anda “menfi” ve “müsbet” kelimeleri gündemimize girdi.
Eda bana bir soru sordu, bir anda kafamdaki tüm sesler kesildi. “Hayatını menfi mi, müsbet mi yaşıyorsun?” dedi. “Ne demek istiyorsun?” dedim, biraz kafam karışmıştı. Bir yanda “menfi”nin olumsuzluk, “müsbet”in ise olumlu bir şey olduğunu biliyordum ama bir şekilde bu kelimeler, bir sorudan çok daha fazlası gibiydi. Eda, “Hayatın her anında, her duygunda bir seçim yapıyoruz. Menfi mi, müsbet mi? Bu senin bakış açını belirler.” dedi.
Menfi, Müsbet: Bir Kelimenin İçinde Kayıp Olanlar
O an bir anda, bir şeylerin değiştiğini hissettim. Menfi ve müsbet, bir karar gibi değil miydi? Bazen bir günün içinde, nasıl bir duygu seliyle akıp gittiğimizi fark etmeyiz. Bir gülümsesen de, bir hüzünlü bakışla bir anı geçirdiğinde, hissettiğin duygu bir anda “menfi” olabiliyor. Oysa, o bir anı, başka bir açıdan görüp, farkındalıkla “müsbet”e çevirebilirsin. Eda’nın o kadar basit ama derin cümlesi beni sarmıştı. Yani, bu iki kelimeyle hayatımızdaki her şeyi tanımlayabilir miydik? O kadar çok duygu var ki, bazen kelimeler tek başına yetmiyor. Ancak, bu kelimelerin gücü de var.
Hikayenin Dönüm Noktası: O Anda İçimde Dönüp Durduğum Sorular
Gün bitmeden önce, bir süre yalnız kaldım. Eda’nın söyledikleri kafamı karıştırdı. Birkaç yıl önce, bir konuda başarısız olmuş ve kendimi öyle bir batakta hissetmiştim ki, her şey bana menfi geliyordu. O kadar karamsar bir hale gelmiştim ki, her şeyde olumsuz bir şey aramaya başladım. “Ne olacak bu işler?” diye düşünmekten başka bir şey yapamıyordum. Oysa şimdi Eda’nın sorusu geldi aklıma: Menfi mi, müsbet mi? Bir kelime, bir karar anı, bir seçim… O zaman bu kadar küçümsediğim iki kelimenin, yıllar sonra benim hayatımı yönlendirecek kadar önemli olabileceğini anlamadım.
O an, biraz daha sakinleşip, bir nefes aldım. Bir yanda işin içinden çıkamadığım meseleler vardı, bir yanda ise hâlâ kalbimi kemiren sorular. Ama Eda’nın bu basit sorusu, bana içimdeki karanlık ve ışık arasında bir seçim yapmamı hatırlatmıştı. O an, bir karar verdim. Menfi düşünmeye devam etmek mi, yoksa müspet bir bakış açısı geliştirerek, her zorluğun içinde bir fırsat aramak mı? Düşünmek, her zaman kolay değildir, ama bazen bu sorular bile değiştirir insanı.
Geriye Kalan: Bir Kelimenin Gücü
O gün kafede, her şeyin farklı bir anlam kazandığını fark ettim. “Menfi” ve “müsbet” aslında bana sadece iki kelime gibi gelmiyordu; artık bir seçim, bir duruş gibi hissediyordum. Menfi, işlerin zor olduğu zamanlar, karanlık zamanlardaki düşüncelerimin adıydı. Müsbet ise her zor anın içindeki umut ışığıydı. Bir bakış açısıydı, bir karar anıydı. Ve her an, bu iki kelimeyle hayatımızı yönlendirebilirdik.
Sonuç Olarak: Bir Cümleyle Değişen Her Şey
İnsan bir kelimeyle, bir cümleyle değişebilir mi? Bence evet. Eda’nın söylediği o birkaç basit kelime, bana hayatımı sorgulatıp, her şeyin aslında ne kadar elimde olduğunu hatırlattı. Menfi ya da müsbet, her ikisi de hayatın içinde, bizim seçimlerimizle şekilleniyor. O gün o kafede yaşadığım küçük ama derin değişim, bana sadece “görüntüler” değil, anlamlar sundu. Şimdi, her şeye başka bir açıdan bakabiliyorum. Belki de hayatı sadece bir kelimeyle açıklayabiliriz: Seçim. İşte her şey bu kadar basit ve bu kadar derin.