Kırmızı Dipli Mum Ne Anlama Gelir? Bir Ekonomistin Gözünden Ekonomi okumak, insanın her şeye farklı bir açıdan bakmasını sağlıyor. Verilerle uğraşmak, sayılarla konuşmak bana her zaman bir tür hikâye anlatma gibi gelmiştir. Bu yazıda, bir ekonomi öğrencisi olarak öğrendiğim en ilginç şeylerden birini, yani “kırmızı dipli mum” kavramını anlatacağım. Ama endişelenme, sadece teknik analiz veya yatırım jargonlarıyla boğulmayacaksın. Bu konuyu bir hikâye tadında, gerçek insan deneyimleriyle harmanlayarak ele alacağım. Hadi başlıyoruz. Kırmızı Dipli Mum: Tanım ve Temel Anlamı Bir gün, ofiste otururken aklıma, finansal piyasalara dair ilk öğrendiğim şeylerden biri geldi. Bir yatırımcı, hisse senedi veya herhangi bir finansal varlık…
Yorum BırakEvin Şenlikli Köşesi Yazılar
Cümle Nedir Dil Bilgisi? Ekonomik Bir Perspektif Giriş: Seçimlerin ve Kıtlığın Temel Bağlantısı Ekonomi, kısıtlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlar arasında denge kurmaya çalışan bir bilim dalıdır. Kaynakların kıtlığı, insanları sürekli olarak seçim yapmaya zorlar. Her seçim, bir fırsat maliyeti taşır – bir şeyi seçmek, diğer bir şeyi reddetmek anlamına gelir. Bu bağlamda, dil ve iletişim de ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilebilir. Bir cümle kurmak, aynı şekilde, bir dizi seçimin ve dolayısıyla fırsat maliyetlerinin sonucudur. Bir dil bilgisi yapısının seçilmesi, bilgi aktarımını ve anlamı etkileyen bir dizi seçenekten biridir. İletişim yoluyla ekonomik bir işlem gerçekleştirirken, nasıl bir yapı seçileceği de oldukça kritik…
Yorum BırakTOKİ Evlerini Kim Yapıyor? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Edebiyatın büyüleyici gücü, kelimelerin, imgelerin ve sembollerin yaratıcı bir biçimde bir araya gelerek dünyayı farklı açılardan anlamamıza olanak sağlamasında yatar. Her bir metin, bir anlam dünyasının kapılarını aralar ve bizi, o dünyayı birer okur olarak deneyimlemeye davet eder. Edebiyat, tıpkı hayat gibi, hem bir anlatıdır hem de bir yapı inşasıdır; tıpkı bir binanın temeline hayat veren işçiler gibi, yazarlar da kendi metinlerinin inşasında birer yapı ustasıdır. Peki, TOKİ evlerini kim yapıyor? Bu soru, yalnızca bir inşaat sürecinin sorgulaması değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve bireysel düzeyde de farklı anlatıların harmanlandığı, yansıttığı değerlerle…
Yorum BırakTelefonun Titreşim Seviyesi Nasıl Yükseltilir? Psikolojik Bir Bakış Teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte, telefonlar yalnızca iletişim aracımız olmaktan çok daha fazlası haline geldi. Her an yanımızda taşıdığımız, sürekli etkileşimde bulunduğumuz bu cihazlar, bir anlamda modern çağın “kimlik taşıyıcıları” haline geldiler. Peki, telefonların titreşim seviyesi gibi teknik bir konu bile, zihinsel ve duygusal süreçlerimizle nasıl bir etkileşime girebilir? İnsanın bu cihazlarla kurduğu ilişki, yalnızca teknik değil, derin psikolojik katmanlara da sahiptir. Telefonun titreşim seviyesini yükseltmek, basit bir ayar değişikliğinden daha fazlasıdır; bu, modern insanın sosyal ve duygusal ihtiyaçlarıyla, içsel güdülerinin birleştiği bir süreçtir. Bu yazıda, telefonun titreşim seviyesinin psikolojik boyutlarını inceleyecek, bu…
Yorum BırakGünümüz toplumlarında, bireylerin özgürlüklerini sınırlayan pek çok uygulama ve kural vardır. Bu sınırlamalar genellikle toplumun genel düzenini, güvenliğini ve refahını sağlama amacı taşır. Ancak bir kural ne kadar makul olursa olsun, özellikle eğitim kurumlarında, bireylerin haklarını sınırlamak daima tartışma konusu olmuştur. “9. sınıfta telefon yasak mı?” sorusu, aslında sadece bir okul kuralından daha fazlasını temsil eder. Bu soru, toplumsal düzenin nasıl şekillendiğini, güç ilişkilerinin nasıl işlediğini ve yurttaşlık bilincinin nasıl inşa edildiğini sorgulamamız için bir fırsat sunuyor. Telefon yasağı, iktidarın, kurumların, ideolojilerin ve demokrasinin nasıl işlediğini anlamamıza yardımcı olabilecek önemli bir örnektir. Eğitim ve İktidar: Okullar Birer Güç Alanı Mıdır?…
Yorum BırakSabah Aç Karnına Su İçmek Zayıflatır mı? Ekonomi Perspektifinden Derinlemesine Bir Analiz Günümüzde sağlıklı yaşam, beslenme ve zayıflama üzerine pek çok teori, diyet önerisi ve yaşam tarzı önerisi bulunuyor. Ancak, bunların çoğu bilimsel gerçeklerden daha çok popüler inanışlara dayalıdır. Sabah aç karna su içmek, son yıllarda popülerleşen bir alışkanlık haline gelmişken, bu davranışın zayıflama üzerinde gerçekten bir etkisi olup olmadığı hakkında pek çok soru gündeme gelmektedir. Bu yazıda, yalnızca sağlık ve bilim perspektifinden değil, aynı zamanda ekonomi açısından da bu soruyu inceleyeceğiz. Çünkü ekonomi, kararlar, kaynakların kıtlığı, fırsat maliyetleri ve toplumsal refah gibi unsurlar üzerinde derin bir etki yaratır. Peki,…
Yorum BırakResmi Tatillerde İse Gitmek Zorunlu Mu? Haklar, Yükümlülükler ve Toplumsal Dönüşüm Hayatında bir an olsun, resmi tatil günü mesai saati başlamadan önce, evinde rahatça kahvesini yudumlayan birinin, birden iş yerinden gelen “bugün çalışmamız gerekiyor” mesajı aldığını düşünsene. İçinden geçen düşünceler karmaşıklaşır: “Bugün çalışmak zorunda mıyım? Resmi tatilde işi yapmam zorunlu mu?” diye sorgulamaya başlarsın. Çoğu kişi, resmi tatilin gerçekten tatil anlamına gelip gelmediğini tartışırken, bu soruya verilen yanıtlar da kişisel haklar ve iş hukuku çerçevesinde değişkenlik gösterir. Bu yazıda, resmi tatillerde işe gitmenin zorunlu olup olmadığı sorusunu derinlemesine ele alacağız. Çalışma hakları, toplumsal dönüşüm ve iş hukuku perspektifinden bakarak, tatil…
Yorum BırakOsursak Abdest Bozulur Mu? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme İstanbul’un kalabalık sokaklarında, sabah işe giderken, toplu taşımada ya da herhangi bir kafe köşesinde dinlenen sohbetlerde bazen garip, bazen de oldukça düşündüren bir soru gündeme gelir: “Osursak abdest bozulur mu?” Birçoğumuz bu soruyu ciddiye almaz ve hemen bir gülme krizine gireriz. Ancak bu sorunun toplumsal, kültürel ve bireysel boyutları aslında hiç de basit değildir. İstanbul’da, her an farklı bir düşünce ve kültürün iç içe geçtiği bir ortamda yaşıyoruz. İnsanların, adalet, din ve kişisel haklar üzerine konuşmalarının yanı sıra, çok ince sınırlarla ilgili düşünceler geliştirmeleri de kaçınılmaz oluyor.…
Yorum BırakA Bölü B Nasıl Yazılır? – Matematiksel Öğrenmenin Pedagojik Bir Bakışı Matematiksel ifadeler, soyut düşünmenin kapılarını aralar. “A bölü B” gibi bir ifade, başlangıçta sadece bir sembol gibi görünebilir; ancak arkasındaki anlamı çözmek, öğrencilere sadece matematiksel bilgi kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda onların analitik düşünme ve problem çözme becerilerini de geliştirir. Bu yazıda, “A bölü B nasıl yazılır?” sorusunu pedagojik bir bakış açısıyla ele alacak, öğrenme teorileri, öğretim yöntemleri, teknolojinin eğitime etkisi ve pedagojinin toplumsal boyutları üzerinden tartışacağız. Matematiksel ifadelerin öğretilmesi ve anlaşılmasına dair süreci daha derinlemesine inceleyecek, okuyucuları kendi öğrenme deneyimlerini sorgulamaya davet edeceğiz. Matematiksel dil, çok daha fazla bireysel…
Yorum BırakUVB Zararlı Mı? Felsefi Bir Bakış Güneşin parlak ışıkları, günlük yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak, bu ışıkların sağladığı ısının ve ışıltının, zararlı etkilerini düşünmek belki de insanlık tarihinin en eski içsel mücadelelerinden biridir. UVB ışınlarının zararlı olup olmadığını sorgulamak, sadece bir biyolojik mesele değildir. Bu, aynı zamanda insanın doğa ile ilişkisini, bilgiye olan yaklaşımını ve etik değerlerini anlamaya yönelik derin bir felsefi sorudur. Eğer doğa, insanı kendine benzer bir şekilde yaratıyorsa, doğanın bir parçası olarak bizim bu ışınlarla olan ilişkimizi nasıl değerlendirmeliyiz? UVB ışınları zararlı mı, yoksa zararlılıkları insanın bu ışınlara bakış açısına mı bağlıdır? Felsefe, yalnızca bir sorunun cevabını…
Yorum Bırak